Edebi Alıntılar

Kahvemizi yudumlarken ciddi konulardan bir nebze uzaklaşıp kültür-sanat, teknoloji, ilişkiler gibi hayata dair konuları konuşuyor, öneri alıyoruz

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen cowboyfromhell » 03 Şub 2015 02:45

facebook
twitter
gplus

Böyle doğmuşuz,
buna doğmuşuz,
tebeşir yüzler gülümserken
Bayan ölüm gülerken
Asansörler bozulurken
Politik görüşler erirken
Üniversite mezunları marketlerde poşet tutarken
Yağlı balık, yağlı yemini tükürürken
Ve güneş örtülürken
Biz
Böyle doğmuşuz,
buna doğmuşuz,
Bu özenle delirmiş savaşlara
Atıl fabrikaların kırık camlarının boşluğunun görüntüsüne
Artık kimsenin birbiriyle konuşmadığı barlara
Bıçaklamalara ve silahlı saldırılara dönüşen kavgalara
Buna doğmuşuz
Ölmenin daha ucuz olduğu, o kadar pahalı hastanelere
Suçları kabul etmenin daha ucuz olduğu, o kadar çok isteyen avukatlara
Hapishanelerin dolu ve tımarhanelerin kapalı olduğu bir ülkeye
Kalabalıkların aptalları zengin kahramanlara yükselttiği bir yere
Buna doğmuşuz
İçinde yürürken ve yaşarken
Bunun yüzünden ölürken
Bunun yüzünden susturulurken
Sansürlenmiş
Dışanmış
Men edilmiş
Bunun yüzünden
Bununla kandırılmış
Bununla kullanılmış
Bununla üstüne işenmiş
Delirtilmiş ve hasta edilmiş
Vahşi edilmiş
İnsaniyetsiz edilmiş
Bununla
Yürek karardı
Parmaklar boğaza uzandı
Silah
Bıçak
Bomba
Parmaklar yanıt vermeyen bir tanrıya uzandı
Parmaklar şişeye uzandı
Hap
Barut
Bu acıklı ölümcüllüğe doğmuşuz
60 yıllık borcu olan bir hükümete doğmuşuz
Yakında borcunun faizini bile ödeyemeyecek hale gelecek
Ve bankalar yanacak
Para işe yaramaz olacak
Sokaklarda alenen cezalandırılmayan cinayetler işlenecek
Silahlar ve aylak kalabalıklar olacak
Toprak işe yaramaz olacak
Yiyecek azalan verim haline gelecek
Nükleer güç çoğunun eline geçecek
Patlamalar sürekli dünyayı sarsacak
Radyasyona uğramış robot insanlar birbirlerini takip edecek
Zengin ve seçilmişler platformlardan izleyecek
Dante'nin Cehennemi yanında anaokul bahçesi gibi kalacak
Güneş gözükmeyecek ve hep gece olacak
Ağaçlar ölecek
Tüm mahsüller ölecek
Radyasyonlu insanlar radyasyonlu insanların etini yiyecek
Deniz zehirlenecek
Göller ve nehirler yok olacak
Yağmur yeni altın olacak
İnsanların ve hayvanların çürümüş bedenlerini karanlık rüzgarı kokutacak
Sağ kalan azınlık yeni, gudubet hastalıklara tutulacak
Ve platformlar aşınarak yok olacak
Nevalelerin miyadını doldurması
Çözünmenin doğal etkisi
Ve hiç duyulmamış gelmiş geçmiş en güzel sessizlik olacak
Bundan doğan.
Güneş hala gizlenmiş
Yeni bölümü beklerken

Charles Bukowski [Dinosauria, We (born into this)]
“Çağımızın,tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur.Çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir."

Feuerbach
Kullanıcı avatarı
cowboyfromhell
 
Mesajlar: 1219
Kayıt: 16 Tem 2013 00:06

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen huzurdoğada » 24 Şub 2015 16:51

facebook
twitter
gplus

çok şey gördüm geçirdim.mutlu olmak için ne gerektiğini artık bulduğumu sanıyorum.aile mutluluğu.kırda sessiz gözlerden uzak bir ev.iyilik yapmanın kolay olduğu ve kendisine iyilik yapılmasına alışkın olmayan insanlara faydalı olma olanağı.bir faydası olacağı umulan bir iş.sonrası dinlenme,doğa,kitap,müzik,komşuyu sevmek...işte benim mutluluk anlayışım bu.ve hepsinin üzerine eşim olarak sen.çocuklar belki...insan daha ne ister.

(tolstoy-aile mutluluğu)
"Bana sevgi değil,para değil,ün değil,hakikati verin.Zengin yemeklerin,şarabın ve dalkavukların bulunduğu sofrada oturdum,hakikat ve samimiyet yoktu;misafire hiç de iyi davranılmayan bu yerden aç ayrıldım"
Henry David Thoreau
Kullanıcı avatarı
huzurdoğada
 
Mesajlar: 74
Kayıt: 04 Ağu 2014 22:49

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen Yowzah Anakata » 27 May 2015 20:23

facebook
twitter
gplus

Resim
Kullanıcı avatarı
Yowzah Anakata
 
Mesajlar: 4807
Kayıt: 13 Tem 2013 00:15
Konum: /**/

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen Leonardo da vinci » 28 Haz 2015 20:20

facebook
twitter
gplus

Postmodernizmin bel kemiği resmen bu adam.
Resim
Kuzgundan bir alıntı:Asla !
Kullanıcı avatarı
Leonardo da vinci
 
Mesajlar: 1334
Kayıt: 09 Nis 2014 22:43

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen Leonardo da vinci » 10 Tem 2015 19:30

facebook
twitter
gplus

varolmak, yaşamak işte bu: susamadan, canı çekmeden kendini içmek!.. Jean-Paul Sartre.
Kuzgundan bir alıntı:Asla !
Kullanıcı avatarı
Leonardo da vinci
 
Mesajlar: 1334
Kayıt: 09 Nis 2014 22:43

Re: Edebi Alıntılar

Mesajgönderen Lawliet » 11 Kas 2015 13:29

facebook
twitter
gplus

Toprak-Mazi

Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim:
Okuyarak hayat denen koca kitabı
Gönüldeki yaraları biraz deşelim.

Gömdüm kara topraklara melekten iyi,
Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi.
Derin derin sızlıyor gönlümde yaram,
Bana artık her saadet olmuştur haram.

Beni sardı kefen gibi mazinin tülü,
Yere batsın bu toprakla bu korkunç mazi!
Orada çünkü sevgilimle sevgim gömülü…
Hey arkadaş sözünü bil, hem kendine gel,
Bahtiyarlıklara olmaz ölümler engel.
Bir sevgili kızı senden aldıysa toprak
Buna katlan, toprak için çünkü bu bir hak!

Hem yaratan, hem büyüten topraktır bizi,
Üzerinde işitiriz ilk ninnimizi;
Fışkırttığı serin sular bize can verir;
Ormanları gönlümüze heyecan verir.

Hey arkadaş sende insaf duygusu yok mu?
Sana her şey veren, seni büyüten toprak
Senden bir tek kız aldıysa acaba çok mu?

Doğup ölmek… Millet için bunlar bir hızdır,
Toprak bizim beşiğimiz, mezarımızdır.
Toprak bizim anamızdır… İnsan yasına
Kapılarak nasıl söver öz anasına?

Hakikat ne şu göklerin derinliğinde,
Ne suların şairane serinliğinde…
Aristonun mantığında zerresi yoktur,
Fisagorda, Eflâtunda nebzesi yoktur.
Mefkûreler âleminde olunca kıtlık
Kafaların içerisinde başlar çıfıtlık:
Bir budala “zulüm yeter!” diye haykırır,
Bir it çıkar “proleter” diye haykırır!

Bir hayvanda hâkim olur cinsî heyecan,
Froyt denen yahudiye gider verir can…
Kimi kördür… Kendisine büyük gelir pek
Lenin denen o maskara vatansız köpek…

O ne felsefe ne de “din”in “hiç”inde,
O, toprağın asırlardan beri içinde…
Hakikati bulmak için onu eşmeli,
Yükselmekten bir şey çıkmaz, derinleşmeli…
Göğe doğru yükselenler bir gün yorulur,
Derinleşen hakikati toprakta bulur.
Şu ne başı, ne de sonu olmayan toprak
Gömdüğümüz vücutlardan gıda alarak
Bize hayat verir, bize tarih, mazi yaratır.
Mazi köhne kitap değil, şanlı bir satır…

Mazi ırkın yarattığı çoksun bir seldir,
Mazi bizim alnımızı göğe yükseltir,
Geçmişlerin gecesinden ışık alırız…

Bir düşünsen mazideki olan işleri
Hâdisatın büyüklüğü seni şaşırtır.
İstersen gel yadedelim o geçmişleri…

Kaynar elbet damarında halis Türk kanın,
Damarında çünkü kanı var “Atilâ”nın,
Avrupa'nın her ırkından toplanan ordu
Onu Galya ovasında zorla durdurdu.

İradesi yenilmeden sinirle ete
Vatan için karısını bırakan “Mete”
Yasa için kardeşini öldüren “Çingiz”

Yeryüzünde bırakmadan küçücük bir iz
Geçip giden milyonlarca adsız kahraman,
Ki her biri bugün bize vermektedir şan,
Bu erlerin cisimleri toprakta kaldı,
Hangisini hangisinden üstün tutmalı?
Her birisi bu toprağın, bu ırkın malı…
“Tonyukuk”un gizlenmiştir dehâ kanında,
Bismark onun at uşağı olmaz yanında…

“Alp Arslan”la “Kılıç Arslan” şanlı bir fasıl
Avrupayı rezil eden “Yıldırım”… Nasıl?

Düşünsene ne biçim bir kahraman erdir
Ankarada Yıldırımı eriten “Demir”…

Bu kadar mı? Bu saydığım ancak bir kaçı!
“Katerin”le neler yaptı acaba “Baltacı”?
Anafarta cephesinde kim durdu en son?
İlk dayağı kimden yedi kuduz Napolyon?

Sevdiğin kız şu toprağa eğer girdiyse,
Sen toprağı eskisinden fazla benimse.
Bil ki toprak ebediyen senin olmuştur.

Bu dünyada bizim bir genç kızı sevmemiz
Filhakika gayet doğru, hem de çok temiz
Bir gayedir… Fakat bunun hududu dardır…
Sevgiliden sevgili bir mefkûre vardır.
Biz kız solar, yahut senin tükenir aşkın,
İnsan kalmaz uzun zaman neşeli, taşkın…
Ya mefkûre? Ebediyet onunla birdir,
Kişioğlu müebbeden ona esirdir.

En mukaddes iki “Var”a böyle söversen,
Toprak ejder, mazi kanlı bir gece dersen,
İleriye bakamazsın, gözün kamaşır.
İstikbali kucağında bu mazi taşır…
Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi
Bu milletten çıkar mıydı bir büyük “GAZİ”?
Kara toprak yine bizden gıda almasa
Kalır mıydı aramızda türe yasa?
Mazi bizim atamızdır, toprak anamız,
Biri bizi yetiştirir, biri verir hız.
Bu toprağa nasıl dersin kara bir ölü
Ki bağrında bütün şanlı ecdat gömülü.

Yabancılar bir gün yine akın ederse,
Ve zaferi kendisine yakın ederse,
Sevgilimi aldı diye bu kara toprak
Tarihin ün meydanında uzun kalarak
O toprağın uğruna sen can vermez misin?

Bu maziyle bu toprağa küfürden sakın,
Kendine gel, iradeni üstüne takıl!
Savaşları, türeleri, yasalarıyla
Zaferleri, bozgunları, tasalarıyla
Mazi ırkın yarattığı bir şaheserdir…

Hey arkadaş, sapıtmışın, doğru yola gir;
Hakkı neyse ver maziyle kara toprağın…
Onlar değil efsaneyle cansız bir yığın!

Bu ikisi ebediyen kutlanacaktır…
Ve bunları inkar eden, bil ki alçaktır…

Hüseyin Nihal Atsız
Bir iş ve oluştan boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul. Ve yalnız rabbine yönelip doğrul. (İnşirah, 7-8)
Kullanıcı avatarı
Lawliet
 
Mesajlar: 90
Kayıt: 13 Eyl 2015 23:42

Önceki

Dön VekilSiz Kahve