tasavvuf: ne yolu

Din ve Felsefe üzerine fikir alışverişinde bulunuyoruz

tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen yazyagmuru » 18 Mar 2014 12:49

facebook
twitter
gplus

tasavvuf konusunda zekat&sadaka başlığı altında dağınık olarak defalarca yazdım.tasavvufun islami bir düşünce olarak kabul gördüğünü,esasında ise hint kökenli felsefi bir akımın devamı olduğunu ve islamla bağdaştırılamayacağını vurgulamaya çalıştım.
tasavvufu merak eden açıp okur,ibrahim edhem'den hallacı mansur'a,ibni arabi'den celalettin rumi'ye tasavvuf yolunun pirlerini araştırabilir,onların ne demek istediklerini, eserlerinin içine serpiştirilmiş sırları nasıl ifşa ettiklerini anlayabilirsiniz.

bu kez tasavvufa değil hint felsefesine değineceğim ve yine çok kısa olmayan fakat aydınlatıcı bir yazı olacak.bakalım ne sonuca varacağız:
hint felsefesinin bizi ilgilendirecek bölümü upanişad'lardır.upanişadlara göre hint felsefesinin iki dayanağı vardır,bunlar atman ve brahman'dır.atman özellikle insandaki ruh (ya da ben)'tur,brahman ise evrenin temeli (evrenin ulu mimarı da diyebilirsiniz) ve herşeyin kaynağı (tanrı) demektir.atman yani
insan brahman yani tanrı ile aynı varlık olduğunu anladığında ölümsüzlüğün sırrına ulaşmış olur (tanrı'ya ulaşır ya da bizzat tanrı olur).atman'ın simgesi sanskritçe'deki om hecesidir.
2EFRRVCA7GLIASCANTP2YICA83CNIVCAXMK1Z3CA42JWOJCAE2ZUV2CA4GRCKQCAE1NU8ECAJ1ZU2JCAXC4ZF7CA2ZO2VVCAX0PQYYCAMIJ7ULCA4PMYSLCAYC0CAPCARW3M0YCAQPJ84ECAES6531.jpg
2EFRRVCA7GLIASCANTP2YICA83CNIVCAXMK1Z3CA42JWOJCAE2ZUV2CA4GRCKQCAE1NU8ECAJ1ZU2JCAXC4ZF7CA2ZO2VVCAX0PQYYCAMIJ7ULCA4PMYSLCAYC0CAPCARW3M0YCAQPJ84ECAES6531.jpg (3.35 KiB) 6366 kere görüntülendi


tasavvuftaki seyri sülük hint felsefesinde karşılığını sanyasa ve dharma olarrak bulur.sanyasa terkediş ve dharma günlük yaşamı kabul ediş anlamına gelmektedir.kısaca ifade etmek gerekirse tasavvuftaki herşeyin çıkış noktası hint felsefesidir.

İndra Efsanesi
İndra, Hint Mitolojisin deki Tanrılar’dan biridir. Bir gün çamur banyosu alan domuzları gördü ve domuzlar bundan ne zevk alırı merak etti. Diğer Tanrılar’a da sordu ise de cevabını bulamadı. Bir zamanlar Tanrılar’ın kralı İndra pislikler içinde yaşayan bir domuzun bedenine girdi ve Tanrı olduğunu unuttu. Domuz bir eşi ve çok sevdiği yavruları oldu, yaşamından çok mutlu idi. Sonra bazı Tanrılar o’nun bu halini gördüler ve yanına gelerek, ‘sen bütün Tanrılar’ın kralısın, bütün Tanrılar senin emrin altında olduğu halde, sen neden buradasın’ diye sordular. Fakat İndra ne domuz hayatını, ne de domuz yavrularını bırakmak istemedi. Tanrılar ne yapacaklarını şaşırıp, İndra’yı geri döndürmek için bütün domuzları öldürmeye başladılar. Bütün domuzlar öldüğü zaman, İndra ağlamaya ve yas tutmaya başladı. O zaman Tanrılar o’nun domuz bedenini yırtıp açtılar ve İndra dışarı çıktı. Ne kadar kötü bir rüya gördüğünü, Tanrılar’ın kralı olan kendisinin, bir domuz olduğunu ve bir domuz gibi yaşamanın tek yaşam şekli olduğunu kabul ettiğini anladığı zaman, gülmeye başladı. Hatta o dönemde, bütün evrenin kendisinin ki gibi bir domuz yaşamı sürmesini dilediğini hatırladı…Göğe döndüğü zaman İndra başından geçen bu serüvene çok güldü ama domuzların balçığı neden sevdiğini hiç bir zaman anlayamadı…. Atman da kendisini doğa ile özdeştirdiği zaman, saf ve sonsuz olduğunu unutur. Atman sevmez, çünkü o sevgini kendisidir. Atman var olmaz, çünkü o varlığın kendisidir. Atman bilmez çünkü, bilginin kendisidir. Atman’ın sevdiğini, varolduğunu veya bildiğini söylemek yanlıştır. Sevgi, var olmak ve bilgi Atman’ın nitelikleri değil, özüdür. Onlar bir şeyin üzerine yansıdıkları zaman, onlara ‘ o şeyin nitelikleri ‘ adını verebilirsiniz. Ancak kendi ihtişamı içinde oturan, doğumu veya ölümü olmayan sonsuz Atman’ın nitelikleri yoktur, çünkü tüm oluşumlar o’nun özüdür.

Advaita Vedanta (Non Dualism)
Varlığın birliği. Ruhla madde ikiliğini kabul etmeyen görüş. Bazı kaynaklarda Jnana Yoga olarak da geçiyor. Bilgi ve bilgelik yoludur. En zor yoldur ve irade ve aklın muazzam kuvvetini ister. Jnana Yogi, Vedanta felsefesini öğrenerek zihnini, kendi niteliğini inceleyip araştırmak üzere kullanır. Tıpkı bir bardağın içindeki ve dışındaki alanları farklı algılamamız gibi, kendimizi de Tanrı'dan ayrıymış gibi algılarız. Jnana Yoga, bu yolun takipçilerine, direkt olarak bardağın kırılması ve bilgisizlik örtüsünün kalkmasıyla, Tanrı ile bütünlüğün deneyimlenmesi için yol gösterir. Jnana Yoga uygulanmasından önce, diğer yoga türlerinin öğrettiği bilgilerin kesinlikle tamamlanmış olması gerekir. Bencillikten vazgeçme,Tanrı sevgisi, bedenin ve zihnin gücü, insanın kendisini bilmesi olmaksızın, bu yolda başarıya ulaşılamaz.‘Ötelerin ötesidir, Brahman, yücelerin yücesi. Başlangıçta yalnız O vardı. Adlar değişik, kalıplar ayrı, cevher tek; Brahman. Ama Brahman dışında başka bir kainat da var, benliğimiz Atman. Vücut bir araba, sahibi : Atman, Akıl: Arabacı, Koşumlar: İdrak, Duyumlar: at. İdrak duyumlardan, akıl idrakten, Atman akıldan üstün. Atman için ne doğum var, ne ölüm. Hem uzak, hem yakın, hem herşeyin içinde, hem de herşeyin dışında. Bütün varlıklarda O’nu, O’n da bütün varlıkları gören şüpheden azat olur. Dış Dünya, çöldeki serap gibi…’ Gözle görürsün ama, gerçekte yok. Susuzluğunu arttırır sadece, gidermez. Karanlıkta yılan sandığın, aydınlıkta bir ip. Korkun da, kaygın da bir vehim: Maya.’
Dış dünya, iç dünya… Bu ikilik bilgisizliğimizden doğan bir kuruntu. Varlık tek: Atman-Brahman.
Kral Janaka bir seferinde rüyasında bir dilenci olduğunu gördü. Uyanınca Gurusu Vasishta’ya sordu: ‘Ben rüyasında dilenci olduğunu gören bir kral mıyım, yoksa rüyasında kral olduğunu gören bir dilenci miyim?’ Guru yanıtladı: ‘Hiç biri değilsin ve her ikisisin. Olduğunu zannettiğin şeysin ama değilsin. Öylesin, çünkü ona göre (ona uygun olarak) davranıyorsun, öyle değilsin çünkü o devam etmez. Sen sonsuza dek bir kral ya da bir dilenci olarak kalabilir misin? Her şey değişmek zorundadır. Sen ise değişmez olansın. Sen nesin?’ Janaka dedi ki: ‘Evet, ben ne kral ne de dilenci, ben tarafsız, sakin bir tanığım. ’Guru dedi ki: ‘Bu senin son illüzyonun, bir gnani olduğun, yani sıradan insanlardan farklı ve üstün olduğun hayali. Yine sen kendini zihin ile özdeştiriyorsun, bu durumda uslu, akıllı, her bakımdan örnek bir zihin. En ufak bir fark gördüğün müddetçe sen gerçeğe yabancısın demektir. Sen zihin düzeyindesin. ‘Ben kendimim’ gittiğinde, ‘Ben her şeyim ‘ gelir. ‘Ben her şeyim’ gittiğinde ise ‘Ben’im ‘ gelir. ‘Ben’im bile gittiğinde, sadece Gerçek vardır ve gerçeğin içinde her bir Ben’im korunur ve yüceltilir. Ayrılıksız başkalık (çeşitlilik) zihinin ulaşabileceği nihai nokta, en son gerçektir. Onun ötesinde tüm faaliyetler biter, çünkü onun içinde bütün hedeflere ulaşılır, bütün amaçlar gerçekleştirilir.

Shankara Felsefesi’nin Esası
‘Gerçek; Mutlak varlık, bilgi ve mutluluk olan Brahman’dır. Kainat gerçek değildir. Brahman ve Atman (insanın manevi benliği) , birdir’ Shankara, felsefesini bu kelimelerle özetliyor.
Shankara, ‘Gerçek’ olarak sadece değişmeyeni ve yok olmayanı kabul ediyor. Şayet varlığı geçici ise, ne herhangi bir obje (nesne) ne de herhangi bir çeşit bilgi gerçek olamaz. Mutlak gerçek daimi varlığı, mevcudiyeti ifade eder. Eğer uyanık durumlarla, rüya görme esnasındaki muhtelif tecrübeleri düşünürsek, rüya görme esnasındaki tecrübelerin uyanık durumdaki tecrübeler tarafından ve uyanık durumdaki tecrübelerin rüya görme durumundaki tecrübeler tarafından tekzip edildiklerini keşfederiz. Her iki tecrübede rüyasız uykuda yok olur. Başka bir deyimle, zahiri veya deruni her bilgi mevzuu değişikliğe hedeftir ve bu sebepten Shankara’nın tabiri ile ‘gerçek değildir.’ Sahankara, dünyanın sadece varlığı bizim idrakimize dayandığından dolayı gerçek olmadığını söylemiyor. O’na göre dünya hem vardır, hem yoktur. O’nun gerçek olmadığı, aydınlanmış bir ruh, en yüksek mistiki tecrübeye ulaştığı zaman anlaşılabilir. Aydınlanmış bir ruh, deneyüstü (transcendental) şuurluluğa ulaştığı zaman, Benliği (Atman), saf mutluluk, saf akıl ve ikincisi olmayan Bir olarak idrak eder. Bu şuurluluk durumunda her çokluk anlayışı her çokluk anlayışı kaybolur, artık benim ve senin duyguları yoktur. O zaman benlik, bu dünya görüntüsünün temeli, Bir, Gerçek, Brahman olarak mümtaz olur. Advaita Vedanta, düşünce ve madde dünyasının en yüksek gerçeğini red eder. Zihin ve madde, sonlu objeler ve benzerleri, Brahman’ın yanlış bir tefsiridirler, Shankara’nın öğrettiği şey budur.
Tıpkı bir çamur çanağın veya vazonun, çamurdan başka, bir şey olmadığının anlaşılması gibi , esasen Brahman olan, Brahman’dan doğmuş olan bu kainatın sadece Brahman olduğunu anla, Brahman’dan başka hiçbir şey yoktur.
İslam Alemi Tasavvuf Düşüncesi ile bütünsellik fikrine ulaşırken, Doğu Düşüncesi buna Yoga yoluyla yaklaşmaktadır. Yoga’nın anlamı, Atman’ı (Gerçeği) Atman Olmayan’dan (Görüntüden) ayırma demektir ve Yoga, zihnin faaliyetlerini kontrol altına alarak, kişisel benliği evrensel benlikle birleştirme yöntemidir.

Hint Felsefesi’nin Atman ve Brahman’a nasıl geldiğini anlamak için Upanişadlar ‘ı da anlamak gerek.

Upanişadlar
Upanişad (Upanishad) sözcüğü, Upa (yakın) ve sad (oturmak) sözcüklerinin bileşiminden oluşur ve bundan da Upanişadların (gerçeğe, ustaya) ‘yakın oturanlar’, yani yalnız eriştirilmişler için gizli bir öğreti olduğu anlaşılır. Upanişadlar’a Vedanta da denir. Bazı kaynaklar da ise Sama Veda, dini gerçeğin en büyük tarafı olan Tanrı Bilgisi’ni işler ve kitabın bu kısmına Upanişadlar adı verilmiştir. Kelime anlamı olarak ’Dizinin dibinde, bir öğreticinin dizinin dibinde’ anlamına gelen bir doktrin, bir hikmettir. Yine bu kelimenin diğer anlamı, yedinci yüzyıl tefsircisi Sahankara tarafından şöyle ifade edilmiştir: ‘Kişiyi cehalet bağlarından koparan ve en yüksek amaç olan özgürlüğe ulaştıran Tanrı bilgisi’ Upanişadların kaç tane oldukları bilinmemekle birlikte elde edilebilenler ancak 108 tanedir. Halen mevcut 108 Upanişad’dan 12 tanesi, Shankara tarafından ‘Brahman Sutraları’ adlı tefsir kitabında güvenilir şekilde tanıtılmıştır.

1- Katha Upanişad
Ölümsüzlüğün sırrı; kalbin arınması, derin düşünme ve insanın manevi aleme dönük gerçek Ben’inin (Atman) Tanrı (Brahman) ile aynı varlık olduğunu idrak etmeyoluyla bulunabilir. Çünkü, ölümsüzlük Tanrı’ya ulaşmaktır.

2- Isha Upanişad
Dünyadaki hayat ile, ruh alemindeki hayat, birbirine zıt şeyler değildir. Çalışma hayatı Tanrı Bilgisi’ne zıt bir yaşantı değildir, aksine tutkusuz olarak yapılan her faaliyet, bu bilgiye ulaşmak için vasıtadır. Diğer taraftan, terk ve feragat, egodan, bencillikten terk ve feragat etmelidir. Yoksa hayattan değil. Çalışmanın ve feragatın amacı, içteki Atman’ı ve dıştaki Tanrı’yı tanımak ve onların ayniyetini idrak etmektir. Atman, Tanrı’nın kendisidir ve Tanrı herşeydir.

3-Kena Upanişad
Tabiata ve insana ait her faaliyetin ardındaki kudret, Tanrı’nın kudretidir. Bu gerçeği bilmek, ölümsüz olmaktır.

4-Prasna Upanişad
İnsan; hayati soluk, düşünce, duyular ve hareketlerden müteşekkil bir varlıktır. Bu unsurlar, Atman’dan zuhur ederler ve eninde sonunda, bir akarsuyun denize karıştığı zaman kaybolması gibi, Atman’a karışarak ortadan kaybolurlar.

5-Mundaka Upanişad
Çeşit çeşit olan nesneler, sadece Tanrı’nın tezahürleridir. Bu sebeple, sadece nesneleri tanımak yeterli değildir. Aynı şekilde, insanların bütün faaliyetleri de sadece evrensel yaratılış seyrinin safları olduklarından dolayı; sadece faaliyet göstermekte, yeterli değildir.
Bilge kişi, bilgi ile hikmet arasındaki farkı ayırt edebilmelidir. Bilgi, nesnelere, faaliyetlere ve ilişkilere ait bir şeydir. Hikmet ise; Tanrı’ya ait bir şeydir; ve O, daima bütün nesnelerin, faaliyetlerin ve ilişkilerin ötesindedir. Yehane hikmet, O’nunla birleşmektir.

6-Mandukya Upanişad
İnsan hayatı, uyanıklık, düş görme, ve düşsüz uyku durumları arasında süregelir. Bunula beraber, bu üç halin ötesinde ‘Üstün Şuurlu Görüş’ adı verilen dördüncü bir durum vardır.

7-Taıttırıya Upanişad
Cehalet içindeki bir insan varlığını, gerçek Ben’i (Atman) kuşatan maddi kılıflarla hüviyetlendirir. Bu kılıfların ötesine ulaşan kişi, saf mutluluk olan Tanrı ile bir olur.

8-Aıtareya Upanişad
Evrenin kaynağı, idame ettireni ve sonu olan Tanrı, varlığın her safhasına iştirak eder. O; uyanan kişi ile uyanır, rüya gören kişi ile rüya görür ve derin uykuda uyuyan kişi ile uyur; lakin kendisi bu üç durumun da ötesindedir. Onun gerçek mahiyeti, saf şuurluluktur. ( Bu tecrübe ruhun üç halinin ötesinde ve onlardan tamamıyla farklı ‘dördüncü bir durum’ olarak gösterilir. Bu hal, Hallac-ı Mansur’un Ene-I Hak dediği Vahdet durumudur.)

9- Chandogya Upanişad
Tanrı herşeydir. Evrende var olan bütün görüntüler, duyular, arzular ve işler Tanrı’dan zuhur ederler. Fakat bütün bunlar sadece isim ve şekillerdir. Tanrı’yı tanımak için, kişinin kendisi ile kalbinin derinliklerinde gizli olan Tanrı’nın aynı Varlık olduğunu idrak etmesi gerekir. Kişi, ancak bu şekilde bütün ızdıraplardan ve ölümden kurtulur, her bilginin ötesindeki cevher bir olur.

10- Brihadaranyaka Upanişad
Atman her şeyden daha azizdir. Herşey ancak O’nun sayesinde azizdir. Atman, her fani mutluğun menşeidir. Kendisi ise saf mutluluktur. İyi veya kötü hiç bir faaliyet, O’na tesir etmez. O, duyunun ve bilginin ötesindedir, lakin bilge kişinin düşüncesinin ötesinde değildir.

11-Kaılvalya Upanişad
İnanç, ibadet ve tefekkür yoluyla kendi gerçek benini idrak eden bilge kişi, yeniden doğuş ve ölüm çarkından, ızdırap çarkından kurtulmuş olur.

12-Svetasvatara Upanişad
Tefekkür sanatı öğrenilebilir, ancak gerekli nizamlara göre çalışmalıdır. Maya ile birleşerek, bu evreni yaratan, idame ettiren ve yok eden; varlığın bütün şekillerinin ötesinde, sıfat ve faaliyetten münezzeh evrensel Tanrı ile aynı varlık olan şahsi Tanrı’yı idrak etmek, sadece bu yolla mümkündür.

Terminolojik Tanımlar :
Atman : Gerçek ben, ‘öz’, ‘O’. Ruh
Brahman : Başlangıçta büyülü formül, dua. Sonra kutsal bilgi, Vedalar. Nihayet dünyanın özü, evrensel ruh, mutlak.
Gnana : Bilgi. Özellikle meditasyon yoluyla edinilen yüksek (manevi) bilgi. Gnana, her şeyin Brahman’da bir olduğunun idrak edilişidir.
Gnani : Bilen
Guru : Mürşit, üstat, pir, spiritüel öğretmen.
Maya : İllüzyon. Gerçeği örten bir nevi tül. Gerçeği anlama vehmi, bu vehmi sağlayan tanrısal güç.
Sutra : Vedalar geleneğine bağlı eserleri açıklayan metinler.
Vedalar : Hint Aryalılar’ın en eski eserleri olan ilahiler bütünü. Bilgi, bilgelik.
Vedanta : Vedalar’ın sonu. Upanişadlar’ın sonunda yer alan dini ve felsefi metinler. Upanişadlar’a bağlı metafizik düşünceler.
Yoga : Hindu Felsefesin deki 6 altı sistemden biri. Yoga, bireysel ruhun (jivatma) Evrensel Ruh (Paramatma) ile birleşebilme yollarını öğretir. Yoga Sistemi’nin Patanjali tarafından kurulduğuna inanılır.
Yogi : Yoga yöntemi uygulayan kişiye denir.
وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kullanıcı avatarı
yazyagmuru
 
Mesajlar: 1295
Kayıt: 13 Tem 2013 11:11
Konum: ankara

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen vekilsizmeclisolmaz » 18 Mar 2014 12:59

facebook
twitter
gplus

sen tasavvuf ile ilginenlerin ve o yolda yürüyenlerin yoga ve meditasyon yaptıgını,

1- Katha Upanişad
Ölümsüzlüğün sırrı; kalbin arınması, derin düşünme ve insanın manevi aleme dönük gerçek Ben’inin (Atman) Tanrı (Brahman) ile aynı varlık olduğunu idrak etmeyoluyla bulunabilir. Çünkü, ölümsüzlük Tanrı’ya ulaşmaktır. amaçladığını,,

Tanrı ile bütünlüğün deneyimlenmesi için yol aradıgını,,,

ve bisürü bunun gibi şeyler hedefleyip planladıgınımı düşünüyosun?

amaç nefsi öldürmek insan-ı kamil olmak
Allah rızası için dünyalıkları terketmek
zikr ve ibadet ola ona yakınlasıp kalbıni onun huzuru ile doldurmak
ben bu yazdıklarını dogru bulmadım.
carptırılma var.
sen git herhangi bi molla ile görüş okumuş etmiş bilgili aydınlatsın seni
Allah'ın dostlarının velilerinin yoludur tasavvuf.
Bu yolu carptrmak içinde hindularla es tutmuslar
onların geldigi nokta belli bizim belli
yıllardır alimlerimiz tasavvuf ile ilgilenir
ölmeden önce ölelim derler
ölmeden once tanrı olalım hasa falan diyen görmedik
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma, nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
vekilsizmeclisolmaz
 
Mesajlar: 104
Kayıt: 13 Tem 2013 02:57

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen yazyagmuru » 18 Mar 2014 15:50

facebook
twitter
gplus

Sen ya da ben bilemeyiz çünkü sırlar sadece seçilmişlere (inisiye-kabul edilmiş) açıktır.

aynen masonluktaki ya da tapınakçılardaki gibi kademe kademe yükselinir ve böylece sırlara vakıf olunur.çırak-kalfa-usta gibi,ya da hamdım-piştim-yandım gibi.

aslında sırlar gözümüzün önündedir (deneysel olanlar hariç elbette) ancak görecek göz gerekir.

tamamını suçlayamam elbette haddi aşmak olur bu.ancak tasavvuf konusundaki görüşümü forumun eskileri bilir. yukarıdaki yazı ile eskimo'ya verdiğim sözü kısmen yerine getirmiş oluyorum.

islamiyette ibadetler bellidir,tefekkür,rabıta,tevessül,zikir vs bunların hiçbirinin dinimizde yeri yoktur.Allah'ın rıza ve hoşnutluğunu arayanlara tarikatları değil, Allah kelamı olan Kur'an'ı Kerim'i tavsiye ediyorum.
وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kullanıcı avatarı
yazyagmuru
 
Mesajlar: 1295
Kayıt: 13 Tem 2013 11:11
Konum: ankara

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen eskimo » 18 Mar 2014 21:00

facebook
twitter
gplus

yazyagmuru yazdı:Sen ya da ben bilemeyiz çünkü sırlar sadece seçilmişlere (inisiye-kabul edilmiş) açıktır.

aynen masonluktaki ya da tapınakçılardaki gibi kademe kademe yükselinir ve böylece sırlara vakıf olunur.çırak-kalfa-usta gibi,ya da hamdım-piştim-yandım gibi.

aslında sırlar gözümüzün önündedir (deneysel olanlar hariç elbette) ancak görecek göz gerekir.

tamamını suçlayamam elbette haddi aşmak olur bu.ancak tasavvuf konusundaki görüşümü forumun eskileri bilir. yukarıdaki yazı ile eskimo'ya verdiğim sözü kısmen yerine getirmiş oluyorum.

islamiyette ibadetler bellidir,tefekkür,rabıta,tevessül,zikir vs bunların hiçbirinin dinimizde yeri yoktur.Allah'ın rıza ve hoşnutluğunu arayanlara tarikatları değil, Allah kelamı olan Kur'an'ı Kerim'i tavsiye ediyorum.


teşekkür ederim unutmadığın için. ayrıca hepsine katılıyorum yazdıklarının.
Kullanıcı avatarı
eskimo
 
Mesajlar: 2609
Kayıt: 22 Haz 2013 22:57

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen vekilsizmeclisolmaz » 19 Mar 2014 06:30

facebook
twitter
gplus

tarikatin manasi Allaha giden yoldur
simdi yukardaki soylemlerinizle
geylani hz lerinden tutun.butun evliyalari. red ediyosunuz.
cunki.o.ogretiler onlardan gecmektedir.peygamber torunlarindan ehli sunnetten gelmektedir.
sizde vahabi kafasi var
masonluktaki gbi derecelerde yoktur
sadece derslerin yukselir tesbihiyatin yukselir oda herhangi bir sira bi guce vakif olmak icin degil allaha daha cok yaklasmak.icindir.
masonluk ogretileri seytana giden yoldur
tasavvuf ise yaradana goturen yol
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma, nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
vekilsizmeclisolmaz
 
Mesajlar: 104
Kayıt: 13 Tem 2013 02:57

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen sonkiucdort » 19 Mar 2014 13:46

facebook
twitter
gplus

başlık güzelmiş ağabey:)
Kullanıcı avatarı
sonkiucdort
 
Mesajlar: 891
Kayıt: 20 Tem 2013 06:17

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen Nate RIVER » 19 Mar 2014 16:14

facebook
twitter
gplus

vekilsizmeclisolmaz yazdı:tarikatin manasi Allaha giden yoldur
simdi yukardaki soylemlerinizle
geylani hz lerinden tutun.butun evliyalari. red ediyosunuz.
cunki.o.ogretiler onlardan gecmektedir.peygamber torunlarindan ehli sunnetten gelmektedir.
sizde vahabi kafasi var
masonluktaki gbi derecelerde yoktur
sadece derslerin yukselir tesbihiyatin yukselir oda herhangi bir sira bi guce vakif olmak icin degil allaha daha cok yaklasmak.icindir.
masonluk ogretileri seytana giden yoldur
tasavvuf ise yaradana goturen yol


Geylani meylani bizi ilgilendirmiyor, ehli sünnet diye bir şey de yoktur, Allah'ın sünneti (sünnetullah, Allah'ın yasaları) vardır. İslam'da Kuran'dan başka bir kaynak veya alim felan filan yoktur. Ayrıca İslam sosyal bir dindir, Allah'a ulaşmak istiyorsan gidip iyilik yapın, haksızlıklara karşı savaşın, yoksullarla beraber olun... gibi. Dikkat ederseniz peygamberler hep at üstünde doğup at üstünde ölmüştür, dönemin din adamları ile uğraşmışlardır. Tapınaklara çekilip ''Allah Allah Allah...'' deyince Allah'a yaklaşmış olmuyorsunuz.

Kuran'da, ''Her kim ki malından verirse arınır.'' denilmiştir (ayet numarasını hatırlayamadım şimdi), gerçek arınmanın yolu Kuran'da verilmiş, uçmaya gerek yok.
Kullanıcı avatarı
Nate RIVER
 
Mesajlar: 3631
Kayıt: 18 Tem 2013 20:26

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen vekilsizmeclisolmaz » 19 Mar 2014 16:27

facebook
twitter
gplus

sen istedigin.kadar mal dagit zekat ver
nefsini trrbiye etmezsen sikintilisin.
geylani hz. icin kullandigin kelimelere dikkat et evliyalar sultanidir kendisi
islamda tapinaklara kapanmak diye bisry yoktur tapinak yoktur
Allah her donemde peygamberlerden sonra yeryuzunde velilerini tayin etti.
sen bunlari inkar ederek buyuk yanlisa daliyosun
Allah hidayet versin.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma, nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
vekilsizmeclisolmaz
 
Mesajlar: 104
Kayıt: 13 Tem 2013 02:57

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen vekilsizmeclisolmaz » 19 Mar 2014 16:31

facebook
twitter
gplus

ve o veliler araciligyla rabita zikir ve o redettiginiz ogretiler bize nail oldu

peygamberimizin kanindan gelenlerin ,evliyalarin ogretileri ve buda resulullahin yoludur

hayatinda zikrin tadini alsaydin bi anlik
anlardin Allahin kullarina ne guzel seyler bahsettgini
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma, nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
vekilsizmeclisolmaz
 
Mesajlar: 104
Kayıt: 13 Tem 2013 02:57

Re: tasavvuf: ne yolu

Mesajgönderen Nate RIVER » 19 Mar 2014 16:39

facebook
twitter
gplus

Of rabıta evliya felan.. bunları 100 kere tartıştık daha fazla uzatmayacağım.

Aydınlanmak istiyorsan şu siteyi oku, sürekli aynı şeyleri söylemekten sıkıldım;

http://www.kurandakidin.net
Kullanıcı avatarı
Nate RIVER
 
Mesajlar: 3631
Kayıt: 18 Tem 2013 20:26

Sonraki

Dön Din & Felsefe