Alt Beyinin Deşifresi

Siyaset, Din ve Felsefe dışında kalan ciddi konularda makaleler, blog yazıları, videolar vb. materyaller paylaşarak fikir alışverişi yapıyoruz

Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen muhibbi » 06 Mar 2016 15:42

facebook
twitter
gplus

Abartılı acıma ve merhamet duyguları farkına varmadan alt beynimizde bir kibir duygusu oluşmasına neden olur ki bu da en büyük günahlardan biridir…”

“…Merhametin sessiz refakatçısı olan kibir tuzağına düşmeyin…”

“Toplum olarak muhteşem Kuranımızın ikinci, sembolik ve rahmani dilini anlamaya başladığımızda matem reaksiyonlarına yaklaşım biçimimiz de değişmeye başlayacaktır…”

“…Çünkü rahimler (Kendini diğer canlıların ve doğurduklarının komutanı kabul eden yer tengriler) aslında hastalık ve ölüm severler…”

“…Oysa işi bilenler bir dilenciye bile “Allah acısın” derler. Çünkü yarattıklarına merhamet etmek hakkı yalnızca Allahındır. Çünkü hepimizi o yaratmıştır. Abartılı acıma ve merhamet duyguları farkına varmadan alt beynimizde bir kibir duygusu oluşmasına neden olur ki bu da en büyük günahlardan biridir…”

* * * * * * *

Öncelikle bu iki şekile dikkatle bakın lütfen. Biliyorsunuz son yıllarda bizler okumaktan çok bakmaya, hatta çoğunlukla görmeden bakmaya alıştırıldık çünkü. Oysa geliş(Nüzul) sırasıyla muhteşem kitabımız Kuran’ı okuduğumuzda; İlk surenin Alak olduğu ve bu surenin ilk ayetlerinin okuyup, yazın diye başladığı çok önemlidir ve bilimseldir. Beynimizin corteks kısmının(Üst beyin) gelişiminin okuyup yazmakla güçlendiğini son bilimsel araştırmalar kesinlikle ortaya koymuştur. Okuyup yazarak üst beynin kullandığı hücre sayılarını arttıramazsanız da hücreler arası bizim kollateral dediğimiz bağlantıları arttırırsınız. İki hücre arasındaki bağlantı sayısı ikiyken beş, beşken on olur okuyup yazdıkça. Böylece üst beyninizin analitik düşünce yeteneği artar…

Bunu televizyonlarla, bilgisayarlarla, cep telefonları ile asla yapamazsınız. Bu tarz teknolojik tuzaklar üst beynimize vurulmuş bir darbedir ve çoğumuz bu yüzden analitik düşünce yeteneğimizi kaybederek sentetik düşünen insanlar haline gelmişizdir. Başka bir deyişle mankafalaşmaya başlamışızdır. Yıllarca önce Elmalılı Hamdi Hoca’nın Nüzul süresine göre yazılmış Kuran mealini İstanbulda bulamayıp, Erzurumdan getirterek okuduğumda, ilk ayetlerin okuma ve yazma ile ilgili olması beni çok heyacanlandırmış ve çok sayıda hocanın hazırlamış oldukları mealleri birkaç defa, büyük dikkatle ve sembol dilinde ne dediğini anlaya çalışarak okumuştum. Halen de okuyor ve anlamaya çalışıyorum. Anlamaya çalıştıklarımdan kapsamlı bir örneği merak ederseniz, Psikoestetik isimli kitabımın son bölümlerinde bulabilirsiniz.


Şimdi şekillere tekrar bakın lütfen. Bu sefer görerek ve inceleyerek bakın. Çünkü şimdi anlatacaklarımla bu şekillerde gördükleriniz direkt ilgili olacak. Birinci şekilde anneciğimizin rahmindeki bir aylık halimizin bir kurbağa larvası gibi olduğunu görecek ve belki de şaşıracaksınız. İşte tüm çağdaş bilim adamlarının kabul ettiği üzere hakiki canlı budur. Cenin geliştikçe, kafa, gövde, bacaklar tamamlanarak bebek bildiğimiz şekilde dünyaya gelir. Hemen tahmin edebileceğiniz gibi annemizin rahminde kayıtlar başlar.Geçenlerde Amerikalı bir psikiyatristin analizinde: Saddam’ın negatif kayıtlarının annesinin rahminde başladığına dair bir yazı okumuştum Radikal’de. Tabiidir ki halen Teksaslı bir kovboy gibi tabanca çekmeye hazır yürüyen Bush’un analizini yapamamıştı. Amerikalılar tarafından ipe çekilmeyi göze alamadığı için.Kanımca Bush’un anneciğinin de ona hamileyken neler yaşadığını araştırmak lazım.

Şimdi de ikinci şekle bakın, görerek ve inceleyerek. Bu şekilde kurbağa larvasının gelişmiş halini görüyorsunuz. Biz tıp adamları buna merkezi sinir sistemi deriz. Kurbağa larvasının baş kısmı beynimiz olmuştur, kuyruk kısmı da medulla spinalis yani omurilik. Hala hakiki canlı bu sistemdir….
(…)Bu merkezi sinir sisteminin beyin bölümünün iki yarısını bir mm. Kalınlığında ve kolletarel dediğimiz bağlantılarının çokluğundan dolayı gri renkli olarak gözüken korteks yani üst beyin kaplar.Hayal gücünüzü kullanırsanız hani o taze cevizin acı diye soymaya çalıştığımız kahverengi zarı gibi. İşte insanoğlu bu üst beyinle okuyup yazdığı, konuştuğu şekli ve dünyayı algıladığı, para kazandığı için insana ait bir megalomaniyle tüm beynini üst beyin zannetmeye başlar.

Bu durumda alt beynini yani içteki beni farketmeden yaşadığı için de hüsrana uğrar. Oysa üst beyin tüm sistemin sadece %28’ini kullanabilir o da beynimizde çok fazla girinti çıkıntı olduğu için Geriye kalan %72 hücreyi alt beyin olarak tanımlayabileceğimiz kuyruklu evrensel canlı kullanır. Alt beynimizin omurilik denilen kuyruğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü toplumumuzda ve kendini ilerlemiş zanneden pek çok başka toplumlarda kuyruğun alt uç bozukluğu çok yaygındır. ALT UÇ BOZUKLUKLARI GENELDE MASUM HATALARDAN KAYNAKLANIP SEKSÜEL YETERSİZLİK VE BOZUKLUKLARA NEDEN OLARAK sistem bir bütün olduğundan üst uç yani zihinsel bozukluklara neden olur. Bu bozukluklardan doktora bile bahsedemediğimiz için de tüm yaşam kalitemiz bozulmaya başlar. Üst beynin kabaca göstergesi I.Q. ile yani zeka katsayısı ile yapılmaktadır. Alt beynin karmaşık işlevlerinin tümüne ruh denildiğinde ruh çağırma seansları yerine ruhu içimizde aramaya başlarız. Bu karmaşık işlevlerin bir bölümüne İngilizce kullanan bir yazar E.Q. demiş. Tam tercümesi duygu katsayısı olması gereken bu kavram, üst beyni sisli birileri tarafından belki de sansasyon amacı ile duygusal zeka olarak tercüme edilmiş. Bilim adamlarının bile ağzında bir duygusal zeka lafı dolaşıp gidiyor. Neden? Analitik düşünce yerine sentetik düşünce, analitik öğrenme yerine sentetik öğrenme geçtiği için. Oysa zeka üst beynin duygu da alt beynin ürünüdür. Duygu ve zekayı ayni kavram içine sıkıştırdığınızda bu işleri bilenler size mankafa gözü ile bakmaya başlarlar. Farkındalığınız artmaya başladığında psikiyatrik bozuklukların da duygusal bozukluklar olarak, alt beyin sisteminin bozuklukları olduğunu anlamaya başlarız..Bir bilgisayar insan üst beynini taklit edebilir, hatta daha fazla bilgi biriktirerek onu yenebilir. Fakat gerek amygdeal nükleus’ların bir anten gibi çalışarak duygu alıngaçları görevi yapmasıyla gerekse RNA lar kanalı ile atalarımızdan geçmiş bilgi şifreleri ile(İspatlayıcılarına 1989 yılında Nobel kimya ödülü kazandırdı) gerekse Nöro-hormono-transmitter mekanizmalarla refleksif olarak tüm organlarımızı çalıştırma yeteneği ile alt beyin sistemimizi hiçbir zaman hiçbir bilgisayar taklit edemeyecektir. Başka bir deyişle bizi insan yapan üst beynimizden çok daha fazla alt beynimizdeki evrensel kuyruklu canlıdır. Sizleri bu canlıyı, yani içinizdeki sizi tanımaya ve bu konuda farkındalığınızı arttırmaya davet ediyorum.

Bu anlattıklarımdan sonra sizlerle paylaşmak istediğim en önemli bilgi şudur. ÜST BEYNİMİZİN OLUŞMADIĞI, DEVRE DIŞI KALDIĞI VE SİSLENDİĞİ TÜM ZAMANLARDA KORUNMASIZ KALAN ALT BEYNİMİZ ÖNCELİKLE ANNEMİZİN ALT BEYİNSEL VEYA ÜST BEYİNSEL OLUMSUZLUKLARINI, DAHA SONRA DA ÇEVREDEKİ DİĞER DAVRANIŞSAL VE ENERJİSEL OLUMSUZLUKLARI BİR BİLGİSAYAR GİBİ KAYDEDER VE BU SAĞLIKSIZ KAYITLAR ÇÖZÜMLENMEDİĞİ TAKDİRDE TÜM YAŞAM KALİTEMİZİ BOZAR. Hatırlama yeteneğinin üst beynimizde olduğunu düşünecek olursanız, klasik psikiyatrinin niçin hatırlananlar değil, unutulanlar ve hatırlanmayanlar hastalık yapar, dediğini daha bir iyi anlarsınız…
(…)İşte bu yüzden ben son 20 yıldır, hayat hikayelerini dinlemek yerine rüya analizleri yaparak danışanlarıma yardımcı olmaya çalışıyorum. Çünkü alt beyin sistemi aldığı sağlıksız kayıtları ancak rüya diliyle anlayana anlatır. Beyin biliminde ilerlemiş ülke psikiyatristlerinin sıklıkla uyguladığı rüya analizlerini yorum, tabir ve tefsirle karıştırmamak lazımdır Türkçe’ye “rüya çözümlenmesi” olarak çevirebileceğimiz bu metodun iyileştirici olabilmesi için emek ve bilgi gerekir. Psikiyatri biliminin babalarından biri kabul edilen Jung: “Eğer bir meslektaşım rüya analizi ile hasta tedavi etmek isterse önce işi gücü bırakıp, eski mitosları, efsaneleri, medeniyetleri, dinleri hatta arkeolojiyi incelemelidir” demiştir. İşte ben bunları yaptım, hatta yeterli vakti bulabilmek için klinik direktörlüğü görevimden istifa ettim ve bu konularda kesin ve değerli bilgilere ulaştım. Şimdi de tek amacım bunları sizlerle paylaşarak, maddi ve manevi nedenlerle bana gelemeyenlerin az da olsa kendilerini daha sağlıklı hissetmelerine yardımcı olmaktır.

Bu anlamda bakıldığında rüyalarımız: Alt beyin sisteminin:” hemşerim bende şu tarz negatif takıntılar ve kayıtlar var” şeklinde sembolik haykırışlarıdır üst beyin sistemine. Eğer sembol dilini, Neml suresinde Kuran’da yazılan Mantıkut-Tayr yani kuş dilini öğrenirseniz bu sembolik haykırışları anlamaya başlar ve tıpkı Yusuf suresinin sonunda olduğu gibi “Allahım bana rüya analizini öğrettin, beni bu mertebelere ulaştırdın” diye dua edersiniz. Yusuf’un Firavunun rüyasındaki yedi cılız, yedi semiz ineği analiz etmesi yorum tabir ve tefsirin ötesinde olup, arkatipsel sembollerin bilinmesini gerektirdiğinden yaptığı bir yorum değil bilimsel bir analizdir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi isteyen okurlarım için “İyileşme Kitabı’nı” tavsiye edeceğim. Orada benim yapmış olduğum 260 adet rüya analizi örneğini bulup inceleyebilirler.

Şimdi koruyucu psikiyatri açısından sağlıklı alt beyinlerimizin oluşup gelişebilmesi için yapılması gerekenleri tüm ayrıntıları ile anlatmaya çalışacağım. Aslında bu konuların bir devlet politikası olarak işlenebileceğini de düşünüyorum ilerki günlerde. TABİİDİR Kİ DEVLET ANALIKTAN KURTULABİLECEĞİ GÜNLERDE. İnşallah çok vakit kaybetmeyiz.

(…)

E. Televizyon Sendromu:

Kanlı, tabancalı ve vahşet sahneleri ile dolu film veya dizi filimleri bebeklerimize seyrettirmeyeceğimizi artık hepimiz biliyoruz. Çoğumuz bebeklerimizin reklam düşkünü olduğunun da farkındayız..Hatta bu nedenle reklam denetim kuruluşları faaliyetteler. Reklamların haraketli sahnelerinin; çoğu bebeklerin dikkatini çizgi filimlerden daha çok çekiyor olması da bebek beyninin haraketlerden etkilenmesi bilgisini desteklediği için doğal kabul edilebilinir. Fakat çoğumuzun bilmediği “Bebeklerin uykudayken de televizyonlardaki vahşet sahnelerinden etkilendiğidir” Hele hele televizyon kanallarımızın hemen tamamının rating amacı ile prime time dedikleri akşam saatlerinde çirkin bir rekabetle oynattıkları birbirlerine benzer yerli diziler, genelde kan ve vahşet dolu olduğu ve bu saatte uykusu gelen bebeciklerin “Bebek bir şey anlamaz” gafleti ile televizyon karşısında uyudukları düşünülecek olunursa, ilerde kan ve vahşete düşkün fertler olmalarına şaşırmamak ve üzülmemek gerekir. Unutmayalım ki üst beyinleri henüz gelişmemiş çok sevdiğimiz bebelerin alt beyinleri bu sağlıksız sahneleri ilerde hastalıklı bir iç ben geliştirmek üzere kaydetmektedir. Bebeklerin yatak odalarında hiçbir teknolojik aygıt olmamalıdır hatta radyo müzik seti gibi nispeten basit olanlar bile. Bebeğiniz mışıl mışıl uyurken tüm aile televizyondaki yerli dizileri seyretmeye dalmayınız. Bebeğinizin uyuklamaya başladığını farkettiğinizde hemen odasına götürünüz ve bu oda altı aylıktan sonra asla sizin yatak odanız olmamalıdır.

(…)

Burada muhteşem kitabımız Kuran’dan bir alıntı yapmak istiyorum Allah’ın izniyle: Elmalılı Hamdi Yazır’ın I994 basımlı “Nüzul sırasına göre Kur’an-ı Kerim Meali’nde 87. Sırada olan Bakara Suresinden aynen alınmıştır. Bu sure bilindiği gibi Medine’de ilk nazil olan suredir. Bakara’nın 67. Ayetinden itibaren şunlar yazılıdır mealde:

67. Bir vakit de Musa kavmine demişti:”Allah, size bir sığır boğazlamanızı emrediyor.” Onlar da : “Bizi eğlence yerine mi koyuyorsun?” dediler. O da dedi ki : “Öyle cahillere katılmaktan Allah’a sığınırım.”

68. “Bizim için rabbine dua et, onun ne olduğunu bize açıklasın” dediler. Dedi ki: “Rabbim şöyle buyuruyor. Ne pek geçgin ne de pek genç; ikisi ortası dinç bir sığır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.”

69. Dediler ki: “Rabbine dua et, rengi ne imiş bize bildirsin.” O da: “Rabbim şöyle buyuruyor. Rengi bakanlara sevinç veren sapsarı bir sığır” demişti.

70. “Bizim için rabbine dua et, onun ne olduğunu bize açıklasın. Çünkü o sığır bize birbirinin benzeri olan bir sığır gibi geldi. Bununla birlikte Allah dilerse elbette doğruyu buluruz” dediler.

71. (Musa) dedi ki: “Rabbim şöyle buyuruyor: “Ne boyunduruğa alınarak koşulup arazi süren, ne de ekin sulayan, salma, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” O zaman dediler ki:”Şimdi hakkı getirdin.” Bunun üzerine o sığırı boğazladılar. Ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.

72. Ve o vakit bir kimseyi öldürmüştünüz de onun katili hakkında birbirinizle atışmış ve suçu üstünüzden atmıştınız. Halbuki Allah sizin saklayıp gizlediğiniz şeyleri açığa çıkaracaktı.

73. Onun için dedik ki: ” O sığırın bir parçası ile ölü cesede vurun. Bakın o nasıl dirilecek. “İşte böylece Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir. Umulur ki aklınızı başınıza alırsınız.

74. Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar, taşlar gibi, hatta daha duygusuz. Çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor ve bağrından sular fışkırıyor. Ve öylesi var ki Allah’ın korkusundan yerinden oynayıp yuvarlanıyor. Allah ise yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Sonra da muhteşem akıcılığıyla akıp gider Bakara suresi. Konumuzla yakın ilgisi nedeniyle rüya analizlerinde kullandığımız sembol diliyle bir analizini yapmak istiyorum bu ayetlerin. Yanlışlarımız olursa rüya analizlerinde ustalaşmış bir beyin bilimcisinin getirdiği farklı bir bakış açısı olarak değerlendirin. Kanımca din ve bilimin yanyana gelerek bu farklı bakış açılarını ve sembol dilini (Kuş dilini) tartışıp, birleştirme çabalarına gelinmesi zamanı gelmiştir. Matem reaksiyonlarına girmiş vatandaşlarımızın çabuk kurtulmaları için bir moral yardım olarak da nitelendirebilirsiniz en azından.

A. Zikredilen ayetlere bütüncül yaklaşım: Bahsedilen, kurban edilmesi gerekli bir sığır olsaydı bu kadar ayrıntıya gerek yoktu. Hiçbir tartışmaya yol açmayacak “Allah için bir sığır kurban edin” emri verilir ve ayetler devam ederdi. Ayrıntıların olduğu her yerde sembol dili olduğuna göre ayrıntıları teker teker incelemek zorundayız. Bu inceleme sonucunda kastedilenin bir sığır değil özel bir sevgili olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

B. Zikredilen ayetlere sembol diliyle ayrıntılı yaklaşım:

67. Musa’nın eski inisiyeleri inceleyen pek çok kitapta bir Osiris rahibi olduğundan bahsedildiğine ve Kuran’ın “Bilim Çin’de olsa git bul” emrine uygun olarak Antik Mısır ve Çin sembollerini uygulayacağız. “Allah size bir sığır boğazlamanızı emrediyor” açık emrine karşı ahalinin “Bizi eğlence yerine mi koyuyorsun” cevabı anlayanlar için sembol dilinin çalışmaya başladığının bir göstergesidir. Aksi takdirde kesin emre karşı kesin cevap “Emredersiniz hemen keselim” şeklinde olurdu. Musa’nın bu cevaba karşı “Öyle cahillere katılmaktan Allah’a sığınırım” karşılığı da ayetin derinliğini anlayabilmek için cahil olmamak, sembol dilinde bilim sahibi olmak anlamlarını taşımaktadır.

68. Musa kanalı ile yukarıya bir daha sorulduğunda ikinci emir gelir “Ne çok genç olsun ne de çok kart” olarak (Diğer meallere bakınız).

69. Yukarıya endirekt olarak bir daha sorulur. Üçüncü emir gelir “Rengi sarı olsun” şeklinde. Burada antik Çindeki sarı inek felsefesine değinebiliriz.”Sarı inek” sembolü ile anlatılan özel bir sevgili veya çok sevilen bir akraba olabilir.(Bakınız I.Ching: Değişimler kitabı 49 numaralı bölüm Ko-devrim-deri değiştirme.
Yusuf süresinde: Firavunun rüyasının analizinde geçen yedi semiz-yedi cılız inek yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlık olarak analiz edilmiştir. I. Ching’de de global olarak insan hayatlarındaki yedi yıllık ritimlerden bahsedilir. Eğer bu ritimlerin kaidelerini biliyorsan önündeki yedi yıl hakkında tahminlerde bulunabilirsin. Detaylı bilgi için Psikoestetik kitabıma bakınız).

70. İlk üç emre rağmen ahali gene anlamamaktadır. Çünkü anlaşılması hakikaten de zordur ve sembol dilinde bilgi gerektirmektedir. Bu yüzden ahalinin sözleri “Çünkü o sığır bize birbirinin benzeri olan bir sığır gibi geldi. Bununla birlikte Allah dilerse elbette doğruyu buluruz” şeklindedir ve halen açıklama istemektedirler.

71. Ahalinin açıklama konusundaki ısrarı ile gene endirekt olarak Musa kanalı ile dördüncü emir gelir. “Ekine gitmemiş, sulanmamış, boyunduruk altına girmemiş, alacasız olsun” (Bakınız diğer mealler). Artık bir sığır yerine özel bir insanın anlatıldığı iyice anlaşılmaktadır bu açıklamalı emir ile. Sanki bir bakir veya bir bakire anlatılmaktadır. Dolayısıyla de hemen kurban veya boğazlamanın ikinci anlamı olan ayrılma, terketme, terkedilme sözcüklerine değinmek zorundayız. Bu açıklamalı emir ile boğazlanan özel insan aslında boğazlanmıyor maddi veya manevi olarak terkediliyordur. Burada tasavvuf’un özüne bir atıf vardır. Hiçbir sevgili oğul veya kız çocuğunu benim kadar çok sevip “Yer tengri” haline getiremezsin. “Eğer bir biçimde bana olan sevginin üstüne çıktıysa yere ait bu yarattığıma olan sevgin, o sevgiden kurtulmalısın, o sevgiliyi terketmelisin” mesajları vardır. Belki de bu yüzden, bütün meallerde “Az kalsın yapmayacaklardı” diye bir ibare vardır. Bu işin çok zor olduğuna, herkes tarafından yapılamayacağına ama yapılması gerektiğine bir atıftır bu ibare kanımca.

72. –73. “Hani vaktiyle birini öldürmüş ve suçu birbirinizin üstüne atmıştınız ya. Şimdi kurban ettiğinizin bir parçasıyla ona dokunun. Bakın o nasıl dirilecek”. Allah her şeye kadirdir. (Bakınız diğer mealler) Üst beyin yaşantımızda hepimizin birini öldürüp katil olmamız mümkün olmadığına göre ve realiteden kopuk olan her deyişte sembol dili kullanılacağını bildiğimize göre, burada genetik geçişli katliamlardan bahsedilmektedir. Araştırıcılarına Nobel ödülü kazandıran bilimsel araştırmalarda atalarımızın üst beyin bilgileri RNA.lar kanalı ile alt beynimizde depolandığından, kastedilen alt beynimizdir. Hepimizin atalarımızdan geçmiş genetik bilgi şifrelerinde, en azından barbar dönemlerin savaş ve katliamları nedeni ile bir katil olgusu vardır. Genetik geçişli bu alt beyinsel suçluluğu birbirinizin üzerine atmayın, Allah sizin saklayıp, gizlediğiniz şeyleri açığa çıkarır deyişleri ile de: “Alt beyninizin ve bu suçluluk duygularının farkına varın” önerisi vardır sembol dilinde. “O sığırın bir parçası ile ölü cesede vurun, bakın o nasıl dirilecek” Deyişi ile de o çok önemseyip tapındığınız özel sevgili veya çocuğa bir yer tengri muamelesi yapmaktan vazgeçerek, maddi veya manevi terkedilişi yaşadığınızda; alt beyninizi atalarınızdan geçmiş katliamların suçluluk duygularından bile kurtaracaksınız, başka bir deyişle alt beyninizi arınmış olarak dirilteceksiniz sembolik anlamları vardır. Çünkü alt beyniniz ancak bu terkedişin verdiği ızdırapla dirilebilir ve arınır ve Allah’ı çok daha yakın hissedebilirsiniz. Başka bir deyişle dünyevi ızdıraplara katlanmadan alt beyniniz ve ondaki “Hak” derinliği açılamaz. “Umulur ki aklınızı başınıza alırsınız” deyişiyle de ancak bu derinlikler anlaşıldığında ve öneriler yerine getirildiğinde aklınızın başınıza yani olması gereken yere gelebileceğini ummaktayız . Bunun için yere ait tüm sevgilileri terkedip gerekli ızdırabı yaşamak yani yer tengrilerden (rahimlerden) kurtulup gök tengriye (Rahmana) ulaşabilmeniz gereklidir. Ancak o zaman alt beyninizde arınmış ve rahman bir fert olur ve tek komutan olarak Allah’ı kabul etmeyi öğrenebilirsiniz. Fakat bu çok zor bir süreç olduğundan ancak ümit etmekteyim…

74. Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Kalp, Cemşit’in kadehi gibi kavramların artık alt beyinlerimizi kastettiğini anlamış olduğumuzdan, bütün bunlardan sonra alt beyinlerimiz katılaşıyor deyişi ile ne anlatılmaktadır diye düşünelim. Tam burada Anadolumuzda yaygın olan “Merhametten maraz gelir” deyişini tekrar hatırlamalıyız. Bir taraftan merhametin kötülük ve hastalık getirdiğinin farkına varmışlar ki; bu deyiş bir atasözü gibi olmuş fakat diğer taraftan da özellikle matem reaksiyonlarında bir acıma duygusu furyası alıp gidiyor. Hiçbir şey bulamasa rahimler, komşu kızının hastalığına acınıp dövünmeye başlarlar, “vah zavallı yavrucak” diye. Çünkü rahimler (Kendini diğer canlıların ve doğurduklarının komutanı kabul eden yer tengriler) aslında hastalık ve ölüm severler. Televizyonlarımızın bu duyguları istismar eden diziler yaptıklarını ve reytinglerini yükselttiklerini daha önce belirtmiştik. Oysa işi bilenler bir dilenciye bile “Allah acısın” derler. Çünkü yarattıklarına merhamet etmek hakkı yalnızca Allahındır. Çünkü hepimizi o yaratmıştır. Abartılı acıma ve merhamet duyguları farkına varmadan alt beynimizde bir kibir duygusu oluşmasına neden olur ki bu da en büyük günahlardan biridir. Komşu kızının hastalığına “Vah zavallı yavrucak” diye ağlayan bir yürüyen rahim alt beyninden iyi ki benim çocuğum hasta değil kibirini geçirmektedir. Siz siz olun sevgili okurlar kimse için “Zavallı ” sözcüğü ile başlayan cümleler kurmayın. “Baş sağlığı ziyaretlerinizde “vah vah çok yazık oldu” demeyin, merhametin sessiz refakatçısı olan kibir tuzağına düşmeyin. İşte 74. ayetin başlangıç satırı bütün bunları anlatıyor. Bu tek satır üzerine bile koca bir kitap yazabilirsiniz aslında… Alt beynimizde rahimlerden kurtulup rahman olduğumuzda kibir ve merhamet gibi rahim tuzaklarından da tamamen kurtulduğumuz için, işi bilmeyenler tarafından katı olarak tanımlanabiliriz. Rahmanda güçlenip güçlenmediğimi ancak Allah bilir ama bazı danışanlarımın beni katı bulduklarını söyleyebilirim. Ayetin devamında açıklayıcı cümleler geliyor sembol dilini bilenler için. Taş ve kaya rüya analizinde rahman simgeleridir “Şimdi onlar taşlar gibi, hatta daha duygusuz” -Öfke, kızgınlık, intikam, pişmanlık gibi negatif duyguları da merhamet, kibir, sevgi, aşk gibi yer tengrilerin esiri olduğumuzda pozitif zannedilen duyguları da kullanmıyorlar. Çünkü artık biliyorlar ki kadın veya erkek yere ait bir sevgili veya oğulu tanrısallaştıracak kadar sevip aşık olduğunuzda Allah’ın “Rab-mürebbiye, terbiye edici” sıfatı devreye girer ve onu elinizden alır. Aslında Saffat ve İbrahim Sürelerinde de sembol diliyle (Kuş diliyle- Mantıkut Tayr) anlatılan özetle “Bir oğulu bile yer tengri haline getirip benim yerine koyamazsınız yoksa elinizden alırım” dır. Burada kastedilen duygusuzluk yere ait ve zayıflatan duygulardaki duygusuzluktur. “Çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor” ifadesinde nehir rüya analizinde eril güç sembolü olduğundan “Rahman erkek” anlatılmakta, “Öylesi var ki çatlıyor ve bağrından sular fışkırıyor” ifadesinde çatlama, yumurtayı ve dişil gücü simgelediğinden “Rahman kadın” anlatılmakta, “ve öylesi var ki Allah’ın korkusundan yerinden oynayıp yuvarlanıyor” ifadesinde de Rahmanda yeterli olarak güçlenip sabit bir kaya olamadığınızda Allah’a duyacağınız aşk ve sevginin yerine korku geçer ve tekrar yuvarlanıp rahimlerin “yer tengrilerin” eline düşersiniz sembolik anlamları vardır. “Allah ise yaptıklarınızdan habersiz değildir” ifadesi de Alt beyinde Rahmani enerjilerde hakikaten güçlenenlerin tek komutan ve sevgi kaynağı olarak Allah’ı bulup kabul etmeleri süreci izlenmekte ve takip edilmektedir. Dünyevi imtihanlarınızın nedeni budur. Anlamı anlaşılır.

Oldukça uzun bir analiz oldu. Fakat her cümlesinden sayfalarca kitap yazılabilen Kuranımızın bir psikiyatristin rüya analizi diliyle analizinden en azından matem reaksiyonuna duçar olan veya sevgililerinden ayrılan vatandaşlarımızın moral olarak faydalanacağı kanısındayım, gerisini din bilimcileri ile konuşmak ve tartışmak isterim günün birinde.
TRT.2 de bir canlı yayın sırasında daha özetle yukarıdaki analizleri yapmıştım bir zamanlar. Yanımda da bir ilahiyat profesörü vardı. Sunucu beni dinledikten sonra yanımdaki hocaya sordu “Hocam siz ne diyorsunuz”? diye. Hiç unutmam birkaç dakikalık sessizlikten sonra o ilahiyat profesörü muhterem hanımefendi “Doktor bey haklı olabilir, ben hiç bu açıdan bakmamıştım” diyerek İslam’ın tüm bilimlere olan yakınlığını ve açıklığını ispatlamış oldu canlı yayında. Toplum olarak muhteşem Kuranımızın ikinci, sembolik ve rahmani dilini anlamaya başladığımızda matem reaksiyonlarına yaklaşım biçimimiz de değişmeye başlayacaktır. Çinliler gibi ölülerin ardından sevinç törenleri yapmasak bile, arabesk seven depresyonlu bir toplum olmaktan kurtulacağımızdan eminim.B İ T İ Ş Ş İ İ R İ

Bitirirken bağırmak gelmediği için içimden
Yazmaya karar verdim gelenleri alt beynimden
Sizleri de bilgilendirmek isteğimin dürtüleri
Kaldırır belki kader tanrıçasının örttüğü örtüleri

Kader’in verdiği kederi sevince çevirmek
Gücün verdiği hüznü yazıya dökmek
Ve kelebeğin kanat çırpışlarını ümitsizce
“La” sesi hakim evrensel bir müziğe çevirmek

Evrenselliğini vurgulayarak çek bir Bism-ilah-ir-rahman-ir-rahim
O zaman açılır belki 13. Kapı “Rahamim”
Belki de diğer 12 kapının komutanı olan rahim
“Kahpe felek”lik yapamaz hale gelir “İbrahim”

O zaman belki “Ophiucus’tan”- “Yılancı’dan”
Dökülür tüm beyaz enerji alt beyinlerimize
Üfürükçüden, falcıdan, büyücüden, yalancıdan
Kurtulur alt beyinlerimiz içimizdeki yabancıdan

Anlaşılmaz kuş dilleri anlaşılır olur apaçık
Şu kaçık savaşlar, terörler, dehşetler biter
Şehvetler, pornolar biter açık saçık
Büyür Rahman’a doğru o kutsal sarmaşık

Büyür “Ferdül Rahman” Geylani enerjiler
Musa’nın bir Osiris rahibi olduğu anlaşılır
İsac Newton’un çözümlediği fiziksel enerjiler
“Gök Tengri”nin kubbedeki yaratıcılığı anlaşılır

Nobel ödüllü Lederrman’ın kitabının adı
Niçin Gluon yerine”Tanrı Parçacığı” anlaşılır
Veya Çinli “Gao’nun” “Ruh dağı” kitabı
Niye Nobel ödülü almış anlaşılır

Papağansı üst beyinlerden kurtulmaya başlarız inan
Rahman’lar çoğaldıkça tüm dünyada ve evrende
“Karınca ezmez” olur ama gene de kansız savaşan
Bilgiyle, iradeyle, rahman gücüyle, içindeki bende

Kurtuluruz tüm rahim etkilerinden
İçinden de gelse, dışından da gelse
Adamdan da gelse, kadından da gelse
Hatta hatta ateş rahim gücünden de gelse

Kurtuluruz siyah enerjilerden koyu siyah ta olsa
Yer tengri’den gücünü magma tabakasından bile alsa
Kibele’den, gücünü su veya topraktan da alsa
Gayya’dan gücünü cehennem kuyusundan bile alsa

Kurtuluruz “Circe”den gözü açık renk, kutusu güzel
Hani şu kutuyu verdiği adamı domuza çeviren
Hatta I Ching’deki “Yin”den amblemin siyah tarafı
Kurtuluruz Tiamad’dan hani şu rahim gezegen

Kurtuluruz Şakinah’tan 12 burcun komutanı
Astrolojiden, Tarottan, büyülü düşünceden, korkudan
Anubis’ten de kurtuluruz, köpek ordunun komutanı
Hani şu Hiyeroglif yazısında simgesi “taht” olan

Geldik şimdi sabahın erken saatlerine
Hani şu kuşluk vakti denilen kuşların çok öttüğü
Sabah ezanı civarında, üst beyinlerimizin uyuduğu
Çoğumuzun sola dönüp, başını yorganla örttüğü

İşte o zamanlar kuşlar daha da bir çok öter
Ve alt beyinlerimizin taa derinliklerine
Tüm enerjilerin, canlı ve cansız şeylerin ve habercilerin
Komutanı olan Allah’ın ki her şeyi örter

Tüm rahimlerle, ateş bile olsa başa çıkıcı
Özgür ve özgün alt beyinli yapıcı
Barışçıl, karınca ezmez ve yaratıcı
Salih veya Saliha bir eşle tanıştırıcı

O muhteşem beyaz ve Rahmani enerjisini
Sağlıklı yaşam refakatinde gönderir alabilene
Kuşların cıvıltılarından “Mantıkut -Tayr”ı anlayabilene
Bu bitiş şiirini anlayıp, başkalarına anlatabilene

Doçent Dr. Nusret Kaya
''Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde Kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."
muhibbi
 
Mesajlar: 1489
Kayıt: 03 Oca 2014 17:47

Re: Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen muhibbi » 08 Nis 2016 14:04

facebook
twitter
gplus

http://www.psikoestetik.com
beyler spermlerinizi bosyere harcamayin. Birazcık araştırır ve okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız :mrblue:
''Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde Kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."
muhibbi
 
Mesajlar: 1489
Kayıt: 03 Oca 2014 17:47

Re: Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen Lawliet » 11 Nis 2016 15:06

facebook
twitter
gplus

Paylaşım için teşekkürler möö...

Bana kalırsa yazının ilk kısımları bilgilendirici ve güzeldi, kendi yorumlarını kattığı zaman çuvalladı. Çıkardığı anlamlar aşırı zorlama bir de oradan uçup tasavvufa da konduğunda hepten gözümden düştü. Sağlam dayanağı olan, mantıklı olan yorumlamalar değil bunlar. Ayrıca hekim efendi alt beyindeki kibir duygusuna kendisi kapılmış, Hz. Yusuf'un ilmine sahip olduğunu çıkarmış ve siz de şunu şunu yapıp arınmalısınız diyor. Hey gidi hey :)
Bir iş ve oluştan boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul. Ve yalnız rabbine yönelip doğrul. (İnşirah, 7-8)
Kullanıcı avatarı
Lawliet
 
Mesajlar: 90
Kayıt: 13 Eyl 2015 23:42

Re: Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen muhibbi » 11 Nis 2016 18:52

facebook
twitter
gplus

Rica ederim lawli ama bence önyargılı yaklaşma derim tabi yine karar senin
''Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde Kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."
muhibbi
 
Mesajlar: 1489
Kayıt: 03 Oca 2014 17:47

Re: Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen augustus » 25 Tem 2016 01:15

facebook
twitter
gplus

Uzun zaman sonra foruma girdim ve bir hevesle tıkladım başlığa ama çok uzun geldi.
Rezerved
Gittiğin yerlerden
yer tut OPTİK BAŞKAN
Unutmayacağız seni
SON HOLİGANN!!
augustus
 
Mesajlar: 1039
Kayıt: 13 Tem 2013 02:03

Re: Alt Beyinin Deşifresi

Mesajgönderen Lawliet » 01 Eyl 2016 11:19

facebook
twitter
gplus

augustus yazdı:Uzun zaman sonra foruma girdim ve bir hevesle tıkladım başlığa ama çok uzun geldi.
Rezerved

:)
Bir iş ve oluştan boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul. Ve yalnız rabbine yönelip doğrul. (İnşirah, 7-8)
Kullanıcı avatarı
Lawliet
 
Mesajlar: 90
Kayıt: 13 Eyl 2015 23:42


Dön Serbest Kürsü